HTD: Hadis Tetkikleri Dergisi Hadis Tetkikleri Dergisi
   
Ana Sayfa
Yayın İlkeleri
Hakkımızda
Sayılar
Temsilciler
Kitaplar

English
 
 


ÖNSÖZ

      XIX. yüzyılın ortalarından itibaren, Batılı araştırmacıların öncülük ettiği, daha sonra bazı müslümanların da kısmen sürdürdüğü tenkit faaliyetleri sebebiyle, İslâm dininin Kur’ân ı Kerîm’den sonra ikinci kaynağı olan sünnet, yeni bir seviyede tartışılmaya başlanmıştır. İslâm dünyasında kültürel anlamda Batı ile karşılaşmadan önce, toplumda görülen dinden uzaklaşmalara karşı tek çarenin, Kur’ân ve sahîh sünnete dönmek olduğu düşüncesi yaygın bir şekilde kabul görmekteydi. Bu karşılaşma sonrası, İslâm âleminin farklı bölgelerinde, problemlerin aşılamaz hale gelmesinin, temel kaynakların tarih boyunca yanlış anlaşılmasının sonucu olduğu gündeme getirilerek, Kur’ân ve sünnetin yeni durumlara cevap verecek şekilde yeniden yorumlanması düşüncesi, gittikçe sistemleşen bir şekilde savunulmaya başlandı.

      Özellikle gerekli fikrî birikimi bulunmayan müslümanların âşina olmadıkları görüşlerle yüz yüze gelmelerinin, toplumun dinî düşüncesinde menfî tesirleri oldu. Bu çerçevede Çağdaşlaşma ve Hadis Tartışmaları adlı bu çalışmamızın gayesi, fazla tanınmamasına rağmen, toplumda bazı kimselerce bilinçsizce savunulan veya tenkit edilen çağdaşçı (modernist) düşünceyi ve modernistlerin hadis anlayışlarını ortaya koymaktır. Hakkında çok konuşulmasına rağmen, bu hususta akademik anlamda kapsamlı bir çalışmanın yapılmamış olması, hatta büyük ölçüde tek taraflı yaklaşımların yaygınlık kazanması, konunun hadis ilmi açısından ele alınmasını zorunlu kılmaktadır. Bu sebeple, İslâm dünyasındaki yenilikçilik faaliyetleri ve modernist düşüncenin önde gelen temsilcilerinin ilgili görüşleri, 1996 yılında MÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde hazırlanmış bulunan İslâm’da Yenilenme Düşüncesi Açısından Modernistlerin Sünnet Anlayışı isimli doktora tezimizde ele alınmış olup, birbirini tamamlayan İslâm Dünyasının Çağdaşlaşma Serüveni ve Çağdaşlaşma ve Hadis Tartışmaları adlı iki kitap halinde okuyuculara arz edilmiştir.

      Çalışmamızda çağdaşlaşma ve hadis meselesi, bir giriş ve altı bölüm halinde ele alınmıştır. Giriş’te çok kısa olarak, konunun muhtevası, çalışma sırasında takip edilen yöntem, kaynaklar ve ilgili terimler hakkında bilgiler verilmiştir. Sünnete Çağdaşçı Yaklaşımların Tarihî ve Fikrî Arka Plânı başlığını taşıyan Birinci bölüm’de, İslâm’ın ilk yüzyıllarında benzer tartışmaların yaşanmasında rolleri bulunması bakımından mûtezile tarihî arka plâna işaret etmek üzere; modern dönem tartışmalarında etkin bir konuma sahip olmaları bakımından da şarkiyatçılık fikrî arka plâna işaret etmek üzere tetkîke konu teşkil etmiştir. Çağdaşlaşmanın Teşekkül Döneminde Hint Alt Kıtasında Sünnet konulu İkinci bölüm’de, hadise yönelik tenkitlerin yaygınlık ve sistematikliği açısından bir değerlendirme yapılmış, daha sonra hadis ilimleri ve ıstılahları, hadis tarihi ve kaynaklarıyla, sünnetin bağlayıcılık yönünden değeri konularında dönemin ilim merkezleri olan bölgelerdeki ilgili şahısların fikirlerine yer verilmiştir. Çağdaşlaşmanın Teşekkül Döneminde Mısır-Sudan’da Sünnet başlığını taşıyan Üçüncü Bölüm’de de bölgenin erken dönem modernistlerinin hadis ve sünnet konularındaki değerlendirmelerine yer verilmiştir. Sistemleşme Dönemi Çağdaşçılığının ele alındığı Dördüncü, Beşince ve Altıncı bölümlerde de sırasıyla, Türkiye, Mısır-Sudan ve Hint alt kıtası çağdaşçılarının hadis ve sünnete fikirleri ağırlıklı konularına göre belirli başlıklar altında ele alınmış; yine her bir bölge âlimin/mütefekkirinin görüşü, müstakil bir bölüm halinde incelemek yerine, kendi içerisinde mukayeseli olarak değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Çalışmaya sonradan ilave edilen sonuç bölümünde ise, özellikle çağdaş İslâm düşüncesinin sistemleşme döneminde sünnete/hadislere yönelik öneriler klâsik hadis ilmi ve çağdaş metodolojilerle mukayeseli olarak tenkit ve değerlendirmeye tabi tutularak, bazı önerilerde bulunulmuştur.

      Sünnete yöneltilen tenkitlerin ağırlık kazandığı bu çalışmada, insanlığın kurtuluşu için Kur’ân ve onun toplumda canlı bir temsili demek olan sünnetin anahtar vazifesi görmesi gerektiği şeklinde özetlenebilecek olan ve tarih boyunca kesintisiz süren bir geleneği temsil eden ve müstakil bir çalışmayı gerektiren yeniden ihyacı düşünce asıl konunun genişliği sebebiyle burada ele alınmamıştır.

      Elinizdeki bu çalışma sayesinde, İslâmî ilimler geleneğinin özgün bir parçasını oluşturan hadis ilminin, İslâm’ın doğuşu ile eş zamanlı bir geçmişe sahip bulunduğu, zamanla gelişen ve dinamik bir yapıya bürünen hadis usûlü ilminin kendi içinde tutarlı ve diğer İslâmî disiplinlerle ‘inşâî’ bir iletişim halinde bulunduğu, Avrupa aydınlanma hareketinin müslümanlar üzerindeki tesiri sebebiyle, özellikle entelektüel kesimin zihninde, mevcut yapıya nispetle büyük bir kırılmanın meydana geldiği ortaya çıkmıştır. Yine bu çalışma ile, sosyal değişmeyle, din arasındaki ilişkinin sağlıklı şekilde sürdürülebilmesi için, karşılıklı iletişim ve anlayışın zorunlu olduğu, değişim taleplerinin dışardan değil, mevcut yapının içinden desteklenmesi gerektiği anlaşılmıştır.

      Ancak ‘içerden’ bir bakış ve yaklaşım sayesinde, hadis ilim geleneğinin kendine haslığı kavranabilir, ve ancak bu yolla ilim geleneği içindeki değişimin dinamikleri tespit edilerek, toplumsal değişim ile sağlıklı irtibatı kurulabilir. Önerilen tekliflerdeki, ‘öteki’ kültür ve algılayışlarla irtibatlı olduğu intibaını verecek hiçbir yaklaşım, hadise değer vermeleri itibariyle aslî unsur olan müslümanlar arasında yaygınlık kazanma şansı bulamayacaktır. Elinizdeki bu çalışma, ‘içeriden’ yapılmış teklifler ihtiva eden bir çaba olarak algılanabilirse ve bu uğurda atılmış adımlara vesîle olabilirse hedeflenen sonuca ulaşılmış demektir.